Vali Başkan Kaynak : 20.11.1997 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Geçtiğimiz Pazar günü Vanspor – Antalyaspor maçı, çıkan olaylar nedeniyle sonuçlanamadı. Seyircilerden bir bölümü maçın uzatma dakikalarında hakemin 1-0 ileri durumda olan Vanspor aleyhine bir penaltı vermesi üzerine oyun alanına girerek hakeme ve oyunculara saldırmak istediler, bir seyirci Antalyaspor antrenörü Şenol Güneş’i yumrukladı, Güneş’in fenalık geçirmesine ve sahadan sırtta kaçırılmasına neden oldu. Maç, “can güvenliği kalmadığı” gerekçesiyle hakem tarafından tatil edildi.

Hakemin penaltı kararı doğru muydu ? Sonradan televizyonlardan izlediğimiz kadarıyla doğruydu.

Sporla bağdaşmayan olaylar dünyanın her yanında görülebiliyor. Van’da yaşananlar da Türkiye’de ilk kez olmuyor. Belleklerimizde, çok daha kötü, iki kenti birbirine düşman edecek kadar vahim olaylar vardır. Basit bir kıvılcım bir anda toplumsal olayların patlamasına yol açabiliyor. Neyse ki Van’daki durum o denli ciddi boyutlara ulaşmadı.

Olayları tam olarak kavramak için bir hafta öncesine bakmak gerekiyor. Aynı zamanda Vanspor’un başkanı olan Valinin, bir hafta önceki Vanspor – Fenerbahçe maçından sonra televizyonlara söylediklerini hayret ve kuşkuyla karşılamıştım. Vanspor Fenerbahçe’den daha iyi oynamış, ama maçı kaybetmişti. Sayın Vali hakemi suçluyor, Vanspor’a yapılan hakem haksızlıkları karşısında seyircileri daha fazla tutamayacağını bildiriyor ve halkın sahaya inebileceğinden söz ediyordu. Aslında, herhangi bir başkanın bile söyleyebileceği türden olmayan bu tahrik edici sözler bir valinin, bir kamu

yöneticisinin ağzına hiç yakışmıyordu. Olaylar çok daha büyük boyutlara ulaşmadıysa bunda Vanlıların sağduyulu davranışlarının etkin olduğunu söyleyebiliriz.

Türkiye’de yaygın olarak görülen, belediye başkanlarının Kulüp başkanlığı yapmalarının sakıncalarını daha önce de dile getirmeye çalışmıştım. Kimi belediye başkanlarının spor yöneticiliğindeki başarıları, sistemi haklı kılmaya yetmiyor. İşte, bu kez de bir valinin kulüp başkanlığı yapmasının sakıncalarını görüyoruz. Valiliğin sınırlarıyla başkanlığın sınırları birbirine karışıyor. Vali, hakem kararlarını beğenmiyor, hakemlerin Vanspor’u ezdiklerini öfkeli bir şekilde söyleyebiliyor, hakemin maçı on dakika uzattığını, penaltının haksız olduğunu açıkça televizyondan söyleyebiliyor. Vali yardımcısı, olaylı maçın devamı için Antalyasporlulara penaltı atışında topu dışarı atmalarını baskı yollu öğütleyebiliyor. Sormak gerekir : bunun neresi spor ? Böylesine olaylarla hem spor yıpranıyor, hem devlet. Evet, yasalar kamu hizmetindeki kişilerin kulüplerin başında görev almalarını engellemiyor, ama her şeyi yasaların engellemesi gerekmiyor ki.

Van’da Valinin kulüp başkanlığı görevini üstlenmesi Hükümetlerce benimsenip desteklenmiş olabilir. Ama devlet, bir bölgenin sporuna destek verecekse bunu kulübün başına vali getirmeden de daha demokratik yollarla yapabilmelidir.

Sporun en önemli özelliklerinden birinin, “sporun demokrasi içinde daha iyi yeşermesi” olduğu gözden uzak tutulmamalı.

e-posta : hasmim7@ibm.net