Yapı Dergisi 20 yaşında Kaynak : 01.08.1993 - Yapı Dergisi - 141 | Yazdır

YAPI Dergisi Temmuz sayısıyla 20’ci yılını doldurdu. İlk sayısı 1973 yılının Temmuz ayında çıkan YAPI ilkin iki aylık, daha sonra da aylık temposunu düzenli olarak sürdürerek 20 yılda 140 sayıya, yaklaşık 10 bin sayfaya ulaştı. Böylece YAPI Türkiye’de ciddi bir rekorun da sahibi oluyor ve yayınını en uzun süre, aksatmadan kesintisiz sürdüren dergi niteliğini kazanıyor. Üstad Zeki Sayar’ın ARKİTEKT’i YAPI’dan çok önce MİMAR adıyla yayın yaşamına girmiş, ancak önce savaş nedeniyle, daha sonraki yıllarda da çeşitli güçlüklerle yaşamını kesintili olarak sürdürmüştü. Yine YAPI’dan önce, içinde bizim de payımız bulunan Mimarlık ve Sanat ancak 10 sayı çıkabilmişti. Mimarlar Odası’nın dergisi MİMARLIK, yayınını hep aralıklarla sürdürebildi; bugün -çok şükür- iki aylık bir tempoyla yeniden bir düzene girmiş gibi görünüyor. YAPI’dan sonra yayın yaşamına girmiş olan, arkadaşlarımız Cemil Gerçek’in MİMAR dergisi ile Selçuk Batur’un ÇEVRE’sini anabiliriz. Bu dergiler de mimarlık arenasından birer kuyrukluyıldız gibi gelip geçtiler. Bu arada Ağa Han Vakfı’nın çıkardığı, İslam dünyası mimarlığıyla ilgili MİMAR dergisi bile Vakfın üstün parasal gücüne karşın bir süre önce yayın dünyasından silindi. Bugün ise, mimarlık tarihimizin hiçbir döneminde olmadığı kadar çok sayıda dergi, çekilenlerin yerini doldurmuş bulunuyor. Okuyucu gözünde, gönlünde her birinin ayrı bir yeri var.
Bütün bunları, yayın dünyasının maddi ve manevi sıkıntılarına, darboğazlarına dikkat çekmek için yazıyorum. Geçen 20 yıl içinde YAPI’nın bu sıkıntılardan pek fazla etkilenmediğini söyleyebiliriz.
Başarı, doğru zamanda, doğru yerde ortaya çıkmaktan ve doğru adımlarla yürümekten kaynaklanıyor. YAPI, doğru zamanda, Türkiye’de Türkçe bir mimarlık dergisine yoğun gereksinme duyulduğu bir anda doğdu, uzunca bir zaman sırtını Yapı-Endüstri Merkezi gibi istikrarlı bir kuruma dayadı ve doğru adımlar attı.
Burada sizlere YAPl’nın kuruluş öyküsünü ve geçirdiği evreleri uzun uzadıya anlatacak değilim. Yaklaşık üç buçuk yıl önce, YAPl’nın 100. sayısında bu öyküyü özetle anlatmıştım. Şimdi kısaca söyleyebileceğim şudur: YAPI bugün, tirajı, abone sayısı, ödünsüz yayın düzeniyle kendi alanında bir piyasa lideridir ve YAPI’yı bugün artık Yapı-Endüstri Merkezi’nin

nefes gücü değil, okuyucusu yaşatmaktadır.
Şimdi YAPI’ya ilişkin yeni bir girişimimiz var: “YAPI’dan Seçmeler” kitap dizisi. Dizinin ilk kitabı “Konutlar” olacak ve YAPI dergisinde yayınlanmış villa, toplukonut ve yenileme çalışmalarını içerecek. ‘Konutlar”ı “Turizm ve Konaklama Tesisleri”, “İş-Alışveriş Merkezleri” ve “Kültür Yapıları” izleyecek. Bu dizi, bir bakıma derginin olduğu kadar mimarlığımızın da serüvenini yansıtacak.
Biraz da içinde bulunduğumuz döneme ve toplumsal koşullara göz atalım… İçinde bulunduğumuz dönem tam bir dönüşüm çağıdır: gelişmiş ülkelerde, sanayi toplumu bilgi toplumuna dönüşüyor; kol kuvvetinin yerini bilgi alıyor. Geçtiğimiz yıllarda komünist rejimler bu nedenle geçerliliklerini tümüyle yitirdiler ve siyaset arenasından çekilmek zorunda kaldılar. Yapı-Endüstri Merkezi 25 yıl önce bir bilgi merkezi şeklinde kurulurken Türkiye’de bilgi çağına adım atan ilk özel girişim kuruluşu olarak öncülük etmişti. YAPI beş yıl sonra katıldığı bu girişime desteğini büyük bir kararlılıkla sürdürüyor. Bunu Türkiye’nin güçlüklerine, toplumdaki, çevredeki bütün olumsuzluklara karşın sürdürecek. YAPI daima önce doğrudan, sonra da iyiden, güzelden yana olacak.
Türkiye’nin ve toplumumuzun bugün içinde bulunduğu durumun etkisiyle karamsarlığa düşenler, yaptıklarımızı Don Kişot’luk özentisi ya da Müslüman mahallesinde salyangoz satmak olarak tanımlayabiliyorlar. YAPI, iyileşmeye karınca kararınca katkısı olabileceğine inandığı için yoluna devam edecek. Hem, Müslüman mahallesinde salyangoz neden satılmasın?
Toplum hâlâ bilgiye sırt çevirmiş, düşünmeden, okumadan tartışmadan inanmaya alıştırılmış olsa da, YAPI yoluna devam edecek.
Gençlerimizin, yeteneklerine ve isteklerine aykırı olarak YÖK kararıyla yani Devlet zoruyla meslek seçmeye, örneğin mimar olmaya itildikleri bir ortam içinde de olsa, YAPI yoluna devam edecek.
Kentsel çevre, şehirliler eliyle ya da yaşadıkları yerlerden kopup buralara gelmiş insanların eksik görgü ve çaresizliklerinin yarattığı zorlamalarla yozlaşmış olsa, hâttâ bu yozlaşma, politikacıların ödünleri, yol göstermeleri, hattâ öz girişimleri sonucunda meydana gelse bile YAPI, karamsarlık girdabına düşmeden yoluna devam edecek.