Yapı Sektörü 2007 Raporu için Önsöz Kaynak : 01.01.2008 - * | Yazdır

Yapı-Endüstri Merkezi’nce her yıl düzenli olarak yayımlanan Türk Yapı Sektörü Raporu yine elinizde… Rapor, sektörün 2007 yılındaki görümünü ekonomik ve istatistiksel verilerle çok ayrıntılı olarak sunuyor.

Biliyoruz ki Yapı Sektörü’nün ekonomik gidişi ülkenin genel koşullarından ve ekonomisinden bağımsız değil. Ancak genel ekonomik konjonktürden etkilenme zamanı ve süreci farklı. Daha önce örnekleriyle yaşadığımız gibi, bir ekonomik kriz döneminde bunalıma giren ilk kesim, yapı kesimi oluyor, son çıkan da yine o… Çok şükür böyle bir durum şu aşamada söz konusu değil. 2006’da iyi bir konuma gelen sektör, gidişini sürdürmekte.

Genelde ekonominin görünümü çok parlak olmasa da ciddi bir yakın tehdit görünmüyor. Enflasyon, 2007 hedefi tutturulamasa da genelde dizginlenmiş durumda, ancak dışticaret açığı ve cari açık büyümeye devam ediyor. Ucuz döviz, ithalatı körüklüyor, böylece ihracat sürekli olarak ithalatın gerisinde kalıyor. 2007 yılı cari açığının 35 milyar dolara yaklaşacağı hesaplanıyor. Sonuç: Borçla yaşıyoruz. Bu bir risktir.

Yine sektöre dönelim. Türkiye’de yapı sektörü üç noktaya dayanır: 1.Konut, 2.Konut dışı binalar, 3.Altyapı… Yatırımlar içinde konutun çok önemli bir yeri var. Konut yatırımları sektörün gidişini belirliyor. 2006’da doludizgin bir konut yapım süreci izlemiştik. Bu tırmanış 2007’de de üretimde sürüp gitti. Ancak 2007’de satışlar 2006’daki yüksek tırmanış grafiğinin gerisinde kaldı. Konut alımının tasarruf amaçlı bir yatırım olarak benimsendiği biliniyor. Öteki tasarruf araçlarının çok verimli olmadığı 2007 yılında konut satışlarında artış beklenirdi; ancak fiyatlardaki artışın satınalma eğilimlerini frenlediği düşünülebilir. Bu yavaşlamada, rayına oturtulamayan konut kredi düzeninin ve tutulu satış (mortgage) sisteminin de payı vardır.

2006’ya ilişkin Yapı Sektörü raporunun önsözünde belirttiğimiz bazı noktalara yeniden değinmek gereğini duyuyorum. Orada değinilen aksaklık ve eksiklikler hala sürüp gittiği için onları burada bir kez daha, belki yararlı olabileceği umuduyla dikkatlerinize sunuyorum:

“Ekonomik göstergelerin, istatistiklerin, rakamların çok önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak yine biliyoruz ki bütün bunlar nicelikleri verirler. Oysa, niceliklerin yanısıra, bir sektörün genel görünümünü belirleyen niteliksel veriler de söz konusudur.

Ekonomik göstergelere, rakamlara girmeden önce sektörün sıkıntılarını bazı saptamalarla dile getirmenin yararlı olacağını düşünüyoruz. Aşağıda sıralanan eksik ve aksaklıkların giderilmesinin yatırımları daha anlamlı, daha verimli kılacağına inanıyoruz.

-Yerleşme ve yapılaşmada bilimsel planlama yokluğu; kentsel planlama, kentsel tasarım, mimarlık, mühendislik eksikliği,

-Plansız, yanlış yerleşmeler, yanlış yapılaşma,

-Ülkenin yerleşme planlama, şehircilik ve mimarlık politikası yoksunluğu, Kaçak yapılaşma,

-Mevcut çürük yapı stoğu,

-İşlemeyen yapı denetim sistemi,

-Doğru işlerlik kazanamayan kamu ihale düzeni, Bozuk müteahhitlik sistemi,

-Hesapsız kitapsız, plansız, yanlış belediye yatırımları savurganlığı,,

-Meslek adamlarının ve yardımcı kadroların yetersiz eğitimi; olmayan yetkinlik sistemi,

-Yabancı meslek adamlarına, karşılıklılık ilkesi gözetilmeksizin tanınan Türkiye’de proje yapma haklan, yetkileri,

-Yapı ve malzeme üretiminde kayıtdışılık ve haksız rekabet hala sürüp gidiyor.

Bu sorunlar çözülmedikçe sektörün ülke yaran ve verimlilik açısından tam olarak başardı bir şekilde işlemesi beklenemez. Yatırımlar yapılsa da doğru, ekonomik ve verimli sonuçlara ulaşılabilmesi tam olarak sağlanamaz. ”

Sizleri genel ve sektörel ekonomik verilerle baş başa bırakırken, hazırladığımız raporun ülkeye sektöre yaralı olması dileğiyle…