| Yapı Sektörü 2008 Raporu için Önsöz |
Kaynak :
01.01.2009 -
*
|
Yazdır
|
|
BAŞLARKEN Yapı-Endüstri Merkezi’nin her yıl hazırladığı Yapı Sektörü Raporu’nun 2008 yılına ilişkin olanını sunuyoruz. Rapor, Yapı Sektörü’nün ekonomik ayrıntılarının yanısıra Türkiye ekonomisinin genel verilerini de ana çizgileriyle ortaya koyuyor. Hattâ, TÜİK kabullerine göre Yapı Sektörü dışında tutulan ve “Sanayi” kapsamında gösterilen Yapı Malzemeleri kesimini de içeriyor. 2008 yılına damgasını vuran en önemli gelişme küresel ekonomik bunalım oldu. Bunalım ABD’de “mortgage” kredilerinin finansal istismarıyla başlamıştı. Dalga dalga öteki kesimlere ve sonra da öteki ülkelere yayılmakta gecikmedi. Şimdi bütün dünya tıpkı 1929 büyük bunalımındaki gibi, üstelik daha da yaygın bir şekilde bunun etkisi altında. Bunalımdan nasıl ve ne zaman çıkılacağı ise her yerde tartışma konusu… Raporda sunulan bilgiler ağırlıklı olarak TÜİK verilerine dayandığı için 2008 yılının ilk üç çeyreğini kapsıyor, yani Eylül 2008 sonuna kadar uzanıyor. Veriler bunalımın etkilerinin duyumsanmaya başladığını ortaya koyarken koşulların son çeyrekte daha da ağırlaşacağını gösteriyor. 2008 yılının ilk çeyreğinde %1,5 büyüyen yapı sektörü, 2. ve 3. çeyreklerde sırasıyla %02 ve %4,3 küçülerek 9 aylık dönemi %1,1’lik daralma ile kapadı. Bilindiği gibi yapı sektörü genelde ekonomik gidişin en önemli göstergelerinden biridir. Sektör, bunalıma ilk olarak giriyor ve en son çıkıyor. Bu nedenle de ekonomik bunalımın başlangıcını, varlığını ve bitişini izlemek için yapı sektörünün gidişini izlemek gerekiyor. İşte elinizdeki rapor bu bakımdan çok önemli; yalnızca yapı sektörünün ekonomik durumunu göstermekle kalmıyor; genel ekonominin gidişi konusunda da ipuçları veriyor. Özellikle yapı sektörü verilerine gelince… Rapor ekonominin rakamlarla belirlenebilen 2008 yılı ekonomik görünümünü ortaya koyuyor. Bu bakımdan raporun çok yararlı olduğu tartışılmaz. Bunun yanısıra, ekonominin biraz dışına çıkarak mimarlık-mühendislik disiplininin yol göstericiliğinde bazı noktalara değinmekte yarar olmalı: Ekonomik veriler ve göstergeler sektörün gelişmesi konusunda tek başına yeterli olamaz. Bunlar parasal ve nicel (kantitatif) değerleri gösterebilirler; ancak sektörün gerçek durumunun değerlendirilmesi için nitel (kalitatif) değerlerin de gözden uzak tutulmaması gerekir. Bu görüşü, kimi sorularla aydınlatabiliriz. İşte o sorulardan bazıları: – Gerçekleştirilen yatırımın kararı doğru mudur? – Harcanan para ile, hedeflenen miktarda inşaat öngörülen sürede gerçekleştirilmiş midir? – Yapılan inşaat doğru projelerle gerçekleştirilmiş midir? Doğru mimarlık, doğru mühendislik, doğru uzmanlık projeleriyle… – Uygulaması teknik hizmet ölçütlerine uygun yapılmış mıdır? – Kalite–fiyat dengesi sağlanabilmiş midir? |
– Ortaya çıkan yapı estetik ve işlevsel gerekliliklere yanıt vermekte midir? Gerekli sağlamlıkta mıdır? – Yapımda, ekolojik ilkeler ve sürdürülebilirlik dikkate alınmış mıdır? Biraz daha açalım: – Yatırımın verimliliği çok önemlidir. Yatırım kararı doğru değilse yatırımın yapılmış olmasının beklenen ekonomik değeri yaratmayacağı açıktır. Bu nokta kamu kesimi yatırımları için olduğu kadar özel kesim yatırımları için de geçerlidir. Örnek: yanlış yerde yapılan yatırımlar… Gereksinme dışı yatırımlar… Yazlık yörelerdeki ikinci konutlar vb. – Paranın tümü harcandığı halde hedeflenen yapımın tümünün gerçekleştirilememiş olması inşaatın daha uzun zamanda ve daha pahalıya çıkacağının göstergesidir. – Doğru mimarlık, mühendislik ve teknik uzmanlık hizmeti alınmayan, doğru projelerle ve doğru yöntemlerle yürütülmeyen bir süreç sonucunda iyi bir yapı elde edilmesi olanaksızdır. – Harcanan parayla, hedeflenen kalite düzeyinde bir yapının elde edilmesi gerekir. Burada, doğru ihale ve denetim sistemi önem kazanır. Özellikle de kamu yapılarında.. – Estetik değerleri olmayan bir yapı iyi bir mimarlık örneği olamaz. Yapı gerekli işlevlere yanıt veremiyorsa kullanımda sıkıntılar doğar; yeterli sağlamlıkta değilse güçlendirme ve sürekli bakım-onarım giderlerine ve külfetine yol açar. – Küresel iklim değişiklikleri, çevre sorunları, kirlilik, giderek tükenen doğal kaynaklar ekolojik önlemlere yönelmeyi zorunlu kılıyor. Yapılarda ekoloji konusu giderek önem kazanıyor. Ülkemiz henüz bu zorunluluğun pek farkında değil. İleride bunun bedelini pahalı ödemek zorunda kalacağımız açıktır. Doğru bir yatırım ancak, yukarıda sıralanan bütün bu hususların dikkate alınmasıyla gerçekleştirilebilir. Aksi halde, yapılan yatırımlar parasal büyüklükte bir değer ifade edebilir ama, yatırımın doğruluğunu ve hedefe ulaştığını göstermeye yetmez. Sektörün bütün aktörlerinin sektörü bir de bu gözle irdelemelerinin ve bu yoldan bir senteze varmalarının gerekliliğine inanıyorum. Düzgün işleyen bir yapı sektörünün kaçınılmazları olan bu konuların bir sektör raporunda irdelenmesi olanağı doğal olarak yoktur. Elinizdeki raporun, tıpkı bir tahlil raporundaki gibi, ölçülebilen ekonomik verilerle uzmanların ve gereksinme duyanların incelemelerine ışık tutacak çok değerli bilgileri içerdiği açıktır. Raporun sektöre ve Türk ekonomisine yararlı olması dileğiyle…
|

