| Yapılan Her Kaçak Yapıdan Belediyenin Haberi Var |
Kaynak :
01.08.2005 -
Evrensel Kültür Dergisi
|
Yazdır
|
|
Modern kentler hangi adaklarla kuruluyor, insan odaklı bir kent, mimari ve mimarlık nasıl olmalıdır? Kent insanlar için. Kenti insanlar yapıyor ve içinde yaşıyorlar. İnsanlar görgü, bilgi ve kültür düzeylerini o kentlere yansıtıyorlar. Bu kentler bizim yarattığımız kentler. Bizim seçtiğimiz insanlar bu kenti yaratıyorlar, yapabildikleri de bu. Tabii buradan yatırımların önemli payı vardır. Yatırımları çok doğru bir biçimde de yapabilirsiniz çok yanlış da yapabilirsiniz. Özellikle kaynakları kıt olan ülkelerin yatırımları çok daha akıllıca, planlı ve doğru yapması gerekir. Bunun için de sosyal ve teknik altyapıyı doğru kurmanız gerekir. Sosyal altyapı da teknik altyapı da son derece yetersiz. Metro çok gecikmeli olarak yapıldı. Çünkü metro nankör bir yatırımdır, bir seçim döneminde bitmez. Onun için de politikacılar bu tür yatırımları sevmezler. Hemen sonuç alınacak yatırımları tercih ederler. Örneğin boğaza bir köprü yapsanız, hem çabuk biter, hem görkemli olur. Oysa metro öyle değil yerin altında… Bunun için şehrin kaynaklarını çok daha verimli kullanmak zorundasınız. Türkiye maalesef ki kaynaklarını çok verimsiz kullanıyor. Peki kenti merkez ve çevre, merkez ve gecekondu bölgesi olarak ayırdığımızda ve kaynakların dağılımına, yapılan işlere bakıldığında en çok nerelere aktarılıyor kaynaklar? Dünyanın her tarafında kent merkezlerıne biraz fazla kaynak aktarılır, bütün insanlar oralardan yararlanır çünkü. Bunun için oralara daha fazla kaynak aktarılmasına razı olabiliriz ama aktarılan kaynaklar doğru kullanılıyor mu, esas bu önemli. Para doğru yere mi harcanıyor yoksa çarçur mu ediliyor. Önemli noktalar bunlar. İstanbul’da öyle yapılaşmalar yapıldı ki şehir içi patlatıldı. Kent dışında konut için arsalar üretilmesi gerekirken bu yapılmadı. Aralar gecekondulaşmaya terk edildi. Buna karşılık kent içinde imar planlarıyla oynanarak kat eklemeleri yapıldı. Kent merkezlerini ,büsbütün yoğunlaştırdık, içinden çıkılmaz hale getirdik. Kent ölçeğini, kent dokusunu zedeledik. Üsküdar’ı düşünelim; iki katlı ahşap evlerin yerine altı-yedi katlı apartmanlar dikildi. Yoğun bir yapılaşma getirilmiş oldu oraya ve bu arada kent dokusu kayboldu. Bu tabii büyük bir kayıptır. Tarihi değerlerin kaybolmasıdır. Bunun yanı sıra kent ölçeğini kaybettik. Dolmabahçe’ye bakalım; Dolmabahçe Sarayı arkasında dev gibi bir Swiss Otel. Dolmabahçe Sarayı yıllar önce oranın en görkemli yapısıydı. Bugün öyle değil. Bugün onu çevreleyen dev boyutlu yapılar var. Örneğin, Gökkafes’in hemen ayakları altındaki Dolmabahçe Camisi Miniaturk’deki cami gibi duruyor Gökkafes’in yayında. Yapıların büyümesi, gökdelenler kentin ölçeğini değiştirdi. Gidin Ayasofya’nın, Sultanahmet’in yanına bir gökdelen dikin onların da ölçeğini kaybedersiniz. Yani İstanbul’un o efsanevi silueti bütünüyle kayboluyor. Pek çok dönemde iktidarlar planlamaya hiç yanaşmadılar, planlamayı ayakbağı olarak gördüler. Bugün Haydarpaşa’da olan ve İstanbul’un pek çok noktasında olan da aynı şeydir. Turizm ve ticaret merkezi diye bir kavram getirdiler ve bunlar belediyelerden kaçırılıyor. Ankara doğrudan karar veriyor. İstanbul’un pek çok noktası için böyle kararlar var. Eskiden kararları merkezi olarak Ankara alıyordu. O zaman kentlerin genişlemesine izin yoktu. Sonra belediyelere devredildi, onlar kadro eksiklikleri ve yetersizlikleri nedeniyle ve bir takım başka amaçlarla da pek çok hatalı uygulamalar yaptılar. Şu anda yeniden merkezi olarak çıkıyor kararlar. Bunlar belediyelerden dahi gizleniyor. Örnek; Haydarpaşa. kimse bilmiyor şu anda Haydarpaşa’da ne yapılacağını. Böyle bir şey olamaz. Kentler insanlar için yapılıyorsa orada yaşayanların yaşadıkları kentlere katkısı olması lazım. İstanbul’da çok sağlıksız yapı var. İstanbul’un yüzde 70’i kaçak deniyor. Önümüzde deprem tehlikesi var. Hiçbir mühendislik, mimarlık hizmeti almamış yapılar depremde en büyük hasarı görmeye adaydır. İstanbul’un bu bölgelerinin mutlaka iyileştirilmesi gerekiyor. Rehabilitasyon iki türlü yapılıyor, birincisi depremden sonra karşılaştığımız biçim; insanlar binalarımızı güçlendireceğiz diye paralar topluyorlar ve binalarını elden geçiriyorlar. |
Bunu yapmak, binayı güçlendirmek imkansız aslında. Bunun için öncelikle binayı boşaltmanız gerekir. Toplanan paralar büyük oranda binaların boyanmasına gidiyor, çatlaklar kapatılıyor. Binalar boyanınca, çatlaklar örtülünce insanların içi biraz daha rahatlıyor. Diğer bir rehabilitasyon türü ise gecekonduların, kaçak olarak katlar eklenmiş yapıların elden geçirilmesidir. Bu çok ciddi bir çalışma. Yapılanların böylesine ciddi bir çalışma olduğuna ben inanmıyorum. Yalnızca arsa kazanma, yeniden rant kapısı açmak uğruna yapılan çalışmalar olarak görüyorum. Yıllar önce Ankara’da Portakal Çiceği Vadisi, Murat Karayalçın’ın belediye başkanlığı döneminde başlattığı bir çalışmaydı. Olumlu bir çalışmaydı. O çalışma geliştirilebilir. Orda gecekonduları olan insanlarla konuşularak, o insanlar ikna edilerek, onlara başka bir yerden pay, ev verilerek o bölge rehabilite edildi. Atacağınız her adımda toplumsal uzlaşmayı sağlamak zorundasınız, insanlara ben senin evini yıkıyorum çık, git şurda otur diyemezsiniz. Bu projeleri insanlarla işbirliği halinde gerçekleştirmek zorundasınız. Önümüzde modeller var, böyle modeller uygulandı ve uygulanabilir. İnsanlara baştan söylemek ve izah etmek gerekir. Evini başına yıktıktan sonra olmaz. İnsanlarla görüşmeye gittiğinizde elinizde projeniz, arsanız olması gerekir. O insanların gereksinimlerini de dikkate alarak geliştirilmiş projeleriniz olması gerekir. Onlarla birlikte yaparsınız bunu. Gerçek yönetim budur.
Gecekondu bölgelerine yönelik projelerde dile getirilen, bunların kaçak yapılar olduğu. Ancak dediğiniz gibi İstanbul’un pek çok yeri kaçak ve her yer böyle yıkılabilir, bu biraz da o bölgelerdeki yıkımları kılıfına uydurma biçimi mi? Kaçak yapılar kendi kendine oluşmadı. Bu bir uzlaşma ile oluştu. Orada oturanlar gecekondusunu yaparken kimseden habersiz kendi kendine yapmadı. Arda onların yapıldığını belediyeler biliyorlardı. Vaktiyle belediye sınırı diye birtakım şeyler vardı, o dönemi saymazsak, daha sonrakiler biliniyordu. Yapılan her kaçak yapıdan belediyenin haberi vardır. Belediyelerin haberi dışında hiç kimsenin kaçak yapı yapması söz konusu değil. Kongrenin ana başlığı olan soruyu biz de size soralım: kentler mimarlıkların pazar yeri mi? Kongreyi siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Birincisi bu başlık İstanbul’un ruhuna uygun olsun diye kondu, İstanbul Kapalıçarşısı ile ünlüdür, oradan hareketle pazaryeri çağrışımı olsun istendi, ikinci olarak da tebliğler açısından geniş bir katılım olsun diye kondu. Gelsin herkes istediği konuda konuşsun. Bu ucu açık bir tema, pek çok şeyi kapsayan bir temaydı. Türkiye şiddetle mimara ihtiyacı olan bir ülke. Bir buçuk milyon konut açığı var. Yıllar neredeyse önce bütün devlet yapıları mimari proje yarışmaları ile yapılırdı. Bugün unutuldu mimari proje yarışmaları. Yarışma mimarlık ortamının hareket kazanmasına, kalite kazanmasına yardımcı olur. Bugün bakanlığın genelde mimarlığa en ufak bir sevgisi yok. İktidarların hiçbiri mimarları sevmedi. Sevmelerine olanak yoktu çünkü mimarlar kendi mesleki doğrularını söylüyorlardı. Bu doğrular iktidarlarla hatta zaman zaman muhalefetlerin yaptıkları uygulamalarla çatışma halindeydi. Mimarlar sürekli olarak yanlışları ortaya koymaya çalıştılar ve sözlerini hiçbir zaman dinletemediler ve muhalif kabul edildiler. Hangi iktidar geldiyse mimarlar o iktidarlar tarafından onların bir nevi muhalefeti olarak kabul edildi. Büyük yatırımcılara baktığınız zaman onlar da Amerikalı mimar peşinde. Son zamanlarda yapılan bütün büyük yapıların mimarları yabancı. Son dönemde teknolojinin yapılara çok fazla girmeye başlamasıyla bütün yapılar birbirine benzemeye başladı. Bir de mimarlık dergilerinde çok fazla görmeye başladığımız star mimarlar, ki bunların bir bölümü de İstanbul’da gelip konuştular, onlar da adeta moda yaratıcısı konumundalar. Onların adı yaptıkları yapının önüne geçiyor. Bu alanda çok iyi isimler var ancak Türkiye’de onlara değil, sıradan yabancı mimarlara yaptırılıyor yapılar.
|

