Yine Konut Sorunu Kaynak : 01.06.1972 - OR-AN Yapı Endüstrisi Dergisi | Yazdır

Türkiye’de şehir nüfusu artışı yüzde 5 ile 6 arasında değişmektedir. 1940 – 1960 yılları arasında köy nüfusu yüzde 17,6 artarken şehir nüfusu artışı yüzde 82,4’ü bulmuştur. 1968 – 1972 döneminde şehir nüfusu artışının yılda ortalama yüzde 6,6’ya varacağı tahmin edilmektedir. 1966 yılında şehir nüfusunun yarısı, nüfusu 100.000’in üzerindeki 9 şehirde, 1/3’ü ise nüfusu 50.000′ in üzerindeki 27 şehirde yaşamakta idi. Bu eğilim özellikle büyük merkezlerde hızla artan bir konut talebi yaratmakta ve sorunun çözülmesini güçleştirmektedir. Köyden şehre göç edenlerin barınma şartları bu konuda özel bir ağırlık taşımaktadır. Bunların ve şehirlerdeki dar gelirli ailelerin ihtiyaçlarının belirli standarttaki arz – talep dengesine göre piyasa mekanizması içinde karşılanamayışı sıkışıklığa ve gecekondu yapımına yol açmaktadır. Konut arzı belirli bir ödeme gücüne sahip gruplara hitap etmektedir.

Finansman kaynaklarının ekonomik standarttaki konutlara yöneltilmemiş, gecekondu yapımına giden yatırımların olumlu yönde kullanılmasını sağlayacak teşkilatların kurulamamış ve piyasaya ucuz konut arz edecek toplu konut kuruluşlarınn gerçekleştirilememiş olması durumun ağırlığını devam ettirmekdedir. Bu konuda sorumluluk alabilecek çeşitli kuruluşlar bir girişkenlik gösterememişlerdir. Bu arada konut yapımının şekillenmesinde büyük rolü olan imar yönetmelikleri ve denetimi konut politikasını” uygulanması bakımından yetersizdir. Proje işleri genellikle ehliyetli ellerde değildir. Ekonomik standartlara inmekte ve maliyeti düşürücü teknolojik çalışmalar  yapmakta bir gelişme olmamıştır …”

” … Altyapı tesisleri konut alanlarının gelecekteki gelişmesinin gerçekçi yoğunluk hesaplarına göre uzun süre için plânlanmadığınından altyapının şehirleşme maliyetine etkisi yükselmektedir. Toplu konut birimlerine gidiImemiş olması altyapıyı pahalılaştırmaktadır.

Toplu konut yapımının sağladığı imkanlardan yararlanmak üzere geniş kapsamlı kuruluşlara gidilmemiş büyük inşaat şirketleri kurulmamıştır. Kredi mekanizması bu türlü kuruluşların konut pazarına girmesini  sağlayacak nitelikte değildir. Konut politikası amaçlarına uygun olmayan “Yapıp satma sistemi” ortaya çıkmıştır. Konut kredisi veren kurumlar ekonomik nitelikte toplu  konutlar yapmak ve kredili olarak ihtiyaç sahiplerine vermek yolunu tutmamışlardır. Böylece toplu konut yapımı gelişmemiş, sağlayacağı ekonomi yanında düşük gelirli ailelerin ödeme güçlerine uygun kiralık konut sorununa çözüm getirici bir sistem kurulamamıştır.

Konut kredisi düzeninin yatırım yapacaklardan beklediği katkı belirli bir gelir seviyesinin altında kredi imkânlarını kısıtlamaktadır. Konut kooperatifleri konut politikasına uygun bir uygulama göstermemiş, sosyal bir tercih olarak konuta yönelebilecek küçük tasarruflar değerlendirilememiştir. Kredi konusunda Emlâk Kredi Bankası konut politikasının uygulanmasında etkili olmamıştır.

Birinci Beş Yıllık Plan döneminde bu konudaki olumlu gelişmelere rağmen konut araştırmaları eksiktir…

Planlı uygulama döneminin ‘ilk beş yılını eleştiren yukarıdaki satırlar İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planının KONUT bölümünden aktarılmıştır. Yukarıda anlatılanlar bugün için de doğruluklarını hala muhafaza ettiklerine göre, Türkiye planlı uygulama döneminin ilk dokuz yılını konut sektöründe boşa harcamış oluyor demektir.